“Gençlik alanında çalışmak ve bunun sevdiğiniz iş olması” makalesinde AB Birliği’nin gençlere verdiği önemden, alandaki deneyimler ve sorunlardan bahsedeceğim. Aslında şu anda proje yazıyor olmam lazım ama formlar AB veritabanındaki bakım nedeniyle bir kaç saatliğine kapalı. Bu aradan yararlanarak bu yazıyı yazmak istedim. Bu arada siz kimsiniz sorusunun yanıtı; Almanya’da L4Y gençlik alanında çalışan teknolojiyi önemseyen kendi küçük/hayalleri büyük bir şirketiz.

Ayrıca, proje yazmayı öğrenmek istiyorsanız şu makalemizi okuyun > Erasmus+ Projesi Yazmak için Bir Rehber

İçerik

AB’ye Duyulan Hayranlık
Deneyimler
Değişim Yaratıcılık
Hayalet ya da Alakasız Ortaklar
Büyük Hayaller
Sonuç

AB’ye Duyulan Hayranlık

AB Değerleri;

AB’nin değerleri AB Antlaşması’nın 2. maddesinde yer almaktadır. Bu maddeye göre, “Birlik, insan onuru, özgürlük, demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü ve azınlıklara mensup kişilerin hakları da dahil olmak üzere insan haklarına saygı ilkeleri üzerine kurulmuştur. Bu değerler, çoğulculuk, ayrımcılık yapmama, hoşgörü, adalet, dayanışma ve kadın-erkek eşitliğinin hakim olduğu bir toplumda üye devletler için ortaktır.” Bu değerleri benimseyen ve geliştirme idealine hizmet edebilecek her Avrupa devleti AB’ye üye olabilir.

ab.gov.tr

Ve siyasi kriterler;

Siyasi kriterler “demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ile azınlıkların korunmasını ve saygı görmesini güvence altına alan kurumların istikrarının sağlanması” olarak tanımlanmaktadır. 

ab.gov.tr

Sadece şu iki maddeyi uygulayabilsek bambaşka bir ülke olurduk. AB’nin ilkelerine hayranlık uygulamanın yapıldığı ülkelerde sorunları görmemek anlamına da gelmiyor. Zaten AB’nin sorunları görüp eleştirmeyi teşvik eden araçlarını özellikle önem vererek kurmuş ve paydaşların görüşleri doğrultusunda sürekli dönüşüyor.

Gençlik Alanında Çalışmak: Deneyimler

Sahip olduğun ideoloji ile örtüşen değerleri, inandıklarını gerçekleştirmek için çalışmak mutluluk verici. Benim için en büyük itici güç bu. Tabi kendi hayat anlayışınızı başkalarına geçirmeye çalışmadan. Her şey bir yanılgıdan ibaret de olabilir, bu olasılık da her zaman orada duruyor.

Şu anda başka ne iş yapsam mutlu olurdum diye düşünüyorum. Hangi işi yaparsam yapayım öğrendiklerimi gençlere aktarabilmem gerekiyor sonucuna ulaşıyorum. Yoksa anlamsız geliyor. Tabi bu aktarım önceleri “her” gence açık iken yaşadığım deneyimler sonucu, artık cidden bir şeyler öğrenmek isteyen hevesli gençler için enerjim var. Özellikle, sunduğunuz hizmetten fayda sağlayacak imkanları kısıtlı gençler. Birinin hayatına dokunmak ve olumlu bir değişim yaratmak ikinci büyük tatmin.

Değişim Yaratıcılık

Her şeyden önce, gençlik alanında çalışmak ve değişim yaratmak isteği birbiriyle örtüşüyor. Gençlere yatırım yapmak, onların değişim yaratma olasılığının yüksekliği nedeniyle akıllıca. Üstelik, günlük gelişen teknolojilerle çevrili olduğunuz bir dönemde yaşıyorsanız.

Gençlik Alanında Çalışmak: Hayalet ya da Alakasız Ortaklar

Proje yazan herkezin bildiği; eğer siz de bu işe heveslenip başlayacaksanız sürekli karşılaşacağınız;

Hayalet Ortaklar:

Bugün bunu projemize başvuran İspanyol bir meslektaş söyledi. Hayalet ortak değiliz, sonuna kadar her aşamada destekleriz diye. Bunlar başvuru aşamasında görünüp, projenizi çok beğendik, harikasınız deyip, projenize ortak aldıktan sonra ortadan yok olan ortak tipi.

Bir diğer türü de; projenize başvuruyor, çok güzel bir profil, çok uygun, almak istiyorsunuz yanıt yok. Ulaşılamıyor. Keyif olsun diye mi başvuruyorlar? Bir tanesi de ortak olmayı çok istiyordu. Telefon açıp ikna etme çabalarına kadar. En sonunda tamam dedim. Bu sefer de işimiz çok dedi ve vazgeçti.

En büyük korkum da sinir olduğunuz bir kurum ile ortak olmanın azabını yaşamak. Üstüne düşen işi yapmayan çok kişi olduğunu hem kendi projelerimizden hem de arkadaşların projelerinden biliyoruz

Ortak seçimi hayati önemde, nasıl ortak bulunacağı ile ilgili yazımız burada

Gençlik Alanında Çalışmak: Alakasız Ortaklar

Bir diğer büyük sorunu da herhangi bir projeye ortak olmak isteyenler oluşturuyor. Siz uğraşıp ortaklık kriterleri yazıyorsunuz, projeye başvurmak için neler yapılması gerektiğini anlatıyorsunuz. Sizin yazdıklarınıza bir değer vermediğini isbat edercesine başvuruyor. Hangi proje olursa olsun, okumasına gerek yok, sadece para kazanacağını bilmesi yeterli. Ya tutarsa diye düşünüyor olabilir ama bende cidden işe yaramıyor. Öyle biriyle nasıl yararlı bir proje yapabilirsiniz ki? Parayı alabilmek için bazı şeyleri üretmesi gerekiyor, onu da yalandan üretecek, sürekli bir kalite sorunu. Bu tip ortaklar KA1 projelerinde daha çoktu, o daha anlaşılabilir, o tür projelerde herhangi bir uzmanlık beklenmiyor, tüm ortakları uygun zaten. Ama KA2 projelerinde ciddi uzmanlıklar gerekiyor. Projenize uygunsuz bir ortak almak bir aylık emeğinizin çöpe gitmesi anlamına geliyor.

Şimdiye kadar büyük bir çoğunluğa gene de dönüş yapıp aradığımız ortağı hatırlatıyorum;
– Bir yandan da “okumadığının farkındayım” demek.
– Proje hibe alsa da okumayacağının bir kanıtı eminim, anlamına da geliyor
– Sen böyle yaparken bir de sana para ödeyerek huzurumu neden kaçırayım, da uyar

Büyük Hayaller

Gençlik Alanında Çalışmak – Endonezyalı gençler

Gerçekleştirmesi zor, ama enerji verici bir hayal. Endonezya’da vakıf kurmak fikri önceden beri vardı. Endonezya devleti yabancı yatırımlara sıcak değil, yıllarca sömürülmüş olmalarının yan etkileri. Şartlar anormal, yerine getirilemez bizim için. Ama Endonezya vatandaşları üzerinden açabilirsiniz. Vakıf şirketin olamıyor ama gene de bu mümkün. Bu fikrimi büyük ölçüde değiştiren seyrettiğim bir Netflix belgeseli oldu. Daughters of Destiny, kısaca özetlemek gerekirse ABD’de Hintli işadamı bir doktor, şirketini satıyor ve parasını ülkesine getirerek Hindistan’da bir okul açıyor. Seyretmenizi şiddetle öneririm, amacı sadece en alt kasttan bile daha aşağıda olan “dokunulmazlar” denilen insanların önünde bir ufuk açmak. Herkesin küçümsediği, hatta konuşmadığı, tüm gücüyle çalışıp ancak karnını doyurabilecek kadar fakir insanlar. Bunların çocuklarını küçükken alıp okulun yurdunda üniversiteyi bitirene kadar tüm masraflarını karşılayarak yetiştiriyor. Bunu izledikten sonra aklıma biraz para kazandıktan sonra hemen yapabileceğimiz bir model geliştirmek geldi.

Almanya’da okuma imkanı

Hindistan’ın tam tersine Almanya’da üniversiteler ücretsiz (çok düşük bir dönem harcı var – 300 Euro civarı) Yılda bir kaç bin Euro maliyetle bir öğrenci üniversite okuyabilir. Kalacak yer ve yemeğini biz karşılarsak tabi. Ve hiç bir yatırım yapmamıza da gerek yok Endonezya’da. Tabi bu ilk aşamayı çok kolaylaştırıyor. Belgeseldeki Dr. gibi “her aileden bir kişi” kuralı çok akıllıca. Şimdi oturduğum evi öğrenci evi yaparak, çok fazla yük almadan en azından bir kaç genci okutma imkanını kolayca bulabiliriz. Tabi böyle bir imkan için “oldukça başarılı” olmak şartı da gerekiyor. Kendi gelişmek istediğimiz alanlarda bu hizmeti vererek hem orta uzun vadede orada kendimizin yetiştirdiği gençlerden oluşan bir ağımızın olması hem de gencin hayatını olumlu bir şekilde değiştirmek gibi yararları var. Öğrencilere şart koşabileceğimiz şeylerden birisi de yetiştikten sonra ailesi, topluluğunu da geliştirmek.

Bir iki yatırımımı buraya aktarmak bana cazip geliyor ama çok dikkatli hareket etmek lazım. Uzun vadede bir okul açmak hiç kolay bir iş değil. Çok fazla değişken var. Her şey dikkatlice planlanmalı. Okulda Almanca eğitimi ana derslerden birisi olacak. Amaç en başarılılara Almanya imkanı, diğerlerine de burslu okuyabileceği (orada dev bir sorun, devletin suçu tamamen) Endonezya üniversiteleri.

Bu başlangıç aşaması sonrasında okul kurmak var.

Gençlik Alanında Çalışmak: Sonuç

Sonuç olarak, özellikle Endonezya’da faaliyete geçmek fikri, beni para kazanmak için çalışmaya zorluyor. Orada bir kurum olunca AB ile ortaklık yapma imkanları da olacak. Bir çok arkadaşa tek tek anlatmak zor olduğu için düşünceleri kaleme alıp onlarla paylaşmak zaman tasarrufu sağlayacak. Herkes bir iş yapıyor ama bizim yaptığımız iş çok keyifli.

Sizin de bir öneriniz olursa; Facebook grubumuzda paylaşabilirsiniz. Ya da, doğrudan iletişime geçin.

Bu arada, aşağıda bültenimize abone olmayı unutmayın

Ahmet Ateş ([email protected])